ABD Başkanı George W. Bush 'un Kongre'ye gönderdiği bütçe tasarısında, Rusya ve Ukrayna'daki Batı çizgisindeki sivil toplum örgütlerine yapılan yardım, yarı yarıya azaltılıyor.
ABD'nin önde gelen gazetelerinden Washington Post'un Freedom House kuruluşunun raporuna dayanarak aktardığı habere göre Beyaz Saray yönetimi, Rusya'daki Batı yanlısı sivil toplum örgütlerine yaptığı parasal destekte yüzde 50, Ukrayna'da 2004 yılındaki Turuncu Devrim'e destek veren örgütlere yaptığı parasal destekte ise yüzde 40 oranında kesintiye gidiyor.
Petrol zengini Kazakistan’da Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, geçen hafta hakkındaki söylentiler yüzünden Viyana Büyükelçiliği görevinden aldığı damadı Rahat Aliyev hakkında kırmızı bültenle tutuklama kararı çıkarttı.
Siyasi gözlemcilere göre kayınpeder-damat gerginliğinin ardında iktidar ve para kavgası yatıyor.
DÜNYANIN en zengin petrol yataklarından birine sahip olan Kazakistan bir süredir Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ile Viyana Büyükelçisi olarak ’lüks sürgüne’ yolladığı damadı Rahat Aliyev arasındaki çekişmeye sahne oluyor.
Önceki gün Tatyana Moran 'ın ölüm haberini aldım. İçim cız etti. Neden uzaktaki bir kadının ölümü beni bu kadar üzdü? Hem de 97 yaşındaki birinin? Üstelik tanışmamıştık bile...
Nedenlerden biri işte buydu: Onunla tanışma fırsatını erteleyerek kaybetmiştim. Oysa yazdığım kitabın bir bölümü onun adını taşıyordu ve bir arkadaşım bu kitapla ilgili olarak onu Moda'daki evinde ziyaret etmişti. Birkaç ay daha yaşasaydı kitabı görebilecekti...
Ama asıl neden, Tatyana Moran'ın uzun yıllardır Türkiye'de yaşayan bir Rus olmasıydı. Ne turistti, ne hayat kadınıydı, ne tüccardı, ne dadıydı... O bir Türk'tü. Uzun yıllar önce geldiği Türkiye'ye sığınan, ama birinci vatanı Rusya'dan da vazgeçmeyen bir insandı. İki ülkenin birden aydınıydı...
***
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde uzun yıllar ders veren ve Erzurum Atatürk Üniversitesi'nin kuruluşuna katkıda bulunan emekli öğretim üyesi Doç. Dr. Tatyana Moran, 1917 Ekim Devrimi'nden sonra Türkiye'ye gelen 200 bin kadar Rustan biriydi.
Yeltsin'in Rusya'ya en büyük hizmeti Putin'in önünü açmasıydı
Aydın Sezer / Referans Gazetesi
Boris Nikolayeviç Yeltsin, Moskova'da Türk Eximbank
kredisiyle, bir Türk İnşaat firmasının (URBAN İnşaat) yapımını
üstlendiği Merkezi Klinik Hastanesi'nde hayata veda etti. Fırtınalı
yaşamı, sıradan Rus vatandaşları gibi votkaya olan bağımlılığı,
bulunduğu ortamın resmiyetine ya da ağırlığına önem vermeksizin sürekli
olarak sarhoş dolaşabilmesi, O'nu sadece Rusya'da değil, tüm dünyada
popüler bir politikacı haline getirmişti.
Sovyet imparatorluğunun yıkılmasında son darbeyi indiren adam olarak
hatırlanan Boris Nikalayeviç, yönetiminin ilk yıllarında Rusya'yı
hızlı ve vahşi kapitalizmle tanıştırdı. Kapitalizmi sadece "tüketim
toplumu" olmaktan ibaret sanarak yürüttüğü politikalar, Sovyet
İmparatorluğunun kaynaklarının yağmalanmasına ve sermayenin yurtdışına
kaçırılmasına neden oldu. Kupon özelleştirmeleri (iş yerlerinin
çalışanlar arasında pay edilmesi) olarak tanımlanan Rusya'ya özgü
özelleştirme sürecinde, Batılıların "mafya", Rus halkının "oligark"
dediği kesimlerle içli-dışı olan Yeltsin, başta enerji şirketleri olmak
üzere, ekonomik değer taşıyan yapıları, hatta TV kanallarını dahi
kendisine yakın olan bu güç odakları arasında paylaştırdı. Rus halkının
piyasa ekonomisi sarhoşluğu ile Yeltsin'in alkol sarhoşluğu, Rusya'yı
1997 yılına dek bulutların üzerinde dolaşan bir ülke konumuna getirdi.
Dün ben bu satırları yazarken Rusya'nın birinci
Devlet Başkanı Boris Yeltsin toprağa veriliyordu. Televizyonlar saatler
boyunca Kurtarıcı İsa Katedrali'nde, yüzü açık olarak yatan Yeltsin'le
vedalaşan insanları gösterdi. Kameralar yalnızca ailesi, yakınları ve
dostları değil, onu tanımayan binlerce insanın da ağladığını aktardı.
Cenazeler yalnızca ölüme özgü bir sükûnet ortamı
yaratıyor. İnsanlar, yabancı ölümlerde kendini ve yakınlarını görerek
kederlenme eğilimi taşıyor. Bu ortamda "ders çıkarıcı konuşmalar
yapmak", "ölen liderin eksik ve hatalarına dikkat çekmek" pek uygun
görünmüyor.
Rusların bir deyişi var: Ölenin ardından ya iyi
konuş, ya hiç konuşma... Her türlü ölümün ahlaki duyarlılığı
tazelediğini kabul etmekle birlikte, ölen kişinin dünyanın en büyük
devletlerinden birinin çehresini değiştiren liderler arasında yer
alması gerçeğinden hareketle, birkaç konuya değinmek gerekir diye
düşünüyorum.
Yeltsin'in büyük enerji, irade, kararlılık,
cesaret ve sezgi gücünün, iktidar hırsına bağlı olduğunu önceki günkü
Cumhuriyet'te bazı örneklerle açıklamaya çalışmıştım.