RUS-TÜRK
ARAŞTIRMALARI
MERKEZİ

Wednesday, 10 March 2010

РУССКАЯ ВЕРСИЯ Ana sayfa Başsayfa yap Favorilere ekle E-mail
 
Ana sayfa
RUTAM hakkında
Haberler
Makaleler
Linkler
İletişim
Arama
Sık sorulan sorular


Son eklenenler


 
Ana sayfa
Tatyana Moran ve 'Türkleşmiş Ruslar' Yazdır E-Posta
Hakan Aksay / Cumhuriyet

Önceki gün Tatyana Moran 'ın ölüm haberini aldım. İçim cız etti. Neden uzaktaki bir kadının ölümü beni bu kadar üzdü? Hem de 97 yaşındaki birinin? Üstelik tanışmamıştık bile...
Nedenlerden biri işte buydu: Onunla tanışma fırsatını erteleyerek kaybetmiştim. Oysa yazdığım kitabın bir bölümü onun adını taşıyordu ve bir arkadaşım bu kitapla ilgili olarak onu Moda'daki evinde ziyaret etmişti. Birkaç ay daha yaşasaydı kitabı görebilecekti...
Ama asıl neden, Tatyana Moran'ın uzun yıllardır Türkiye'de yaşayan bir Rus olmasıydı. Ne turistti, ne hayat kadınıydı, ne tüccardı, ne dadıydı... O bir Türk'tü. Uzun yıllar önce geldiği Türkiye'ye sığınan, ama birinci vatanı Rusya'dan da vazgeçmeyen bir insandı. İki ülkenin birden aydınıydı...
***
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde uzun yıllar ders veren ve Erzurum Atatürk Üniversitesi'nin kuruluşuna katkıda bulunan emekli öğretim üyesi Doç. Dr. Tatyana Moran, 1917 Ekim Devrimi'nden sonra Türkiye'ye gelen 200 bin kadar Rustan biriydi.
Rahmetli Jack Deleon onları ayrıntılı olarak yazmıştı. Rusların bir kısmı İstanbul üzerinden Avrupa'ya ve Amerika'ya geçmiş, bir kısmı vatanlarına geri dönmek isterken hayatını kaybetmişti. Türkiye'de kalanlar, ülkemizin kültürel hayatına zenginlik getirmişti. Bazıları ressam, bazıları yazar veya şairdi. Rus restoranının temelleri de bu "Beyaz Ruslar" a dayanıyordu. Bir bölümü şoförlük yapıyordu. Sahneye çıkanlar da vardı. Yayına hazırladığımız kitabımızda da belirttiğimiz gibi, bunları unutmamak, Türk-Rus ilişkileri adına da boynumuzun borcu.

Kırım'ın Kerç kentinde 1910 yılında doğan Tatyana Sokolova (sonradan Akkartal soyadını almıştı), devrimden sonra ailesiyle Kırım'dan Türkiye'ye geldi. Tan ve Cumhuriyet gazetelerinde çalıştı. Seçkin üniversitelerde ders verdi. Edebiyat eleştirmeni profesör Berna Moran 'la evlendi. Ondan geriye "Dün, Bugün" adlı bir anı kitabı ve koskoca bir tarih kaldı: Rusların ve Türkiye'nin tarihi...
***
12 yaşındayken bir gün dadısı Marusya erkenden uyandırır Tatyana'yı, elinde küçük bir bavul vardır. Limana geldiklerinde koşuşan insanlar görürler. İnsanlar itişe kakışa gemiye binmektedir. Tatyana ve ailesi binemez. Elektrik direklerine asılı arananlar listesinde Tatyana'nın babasının adı da vardır. Birkaç ay sonra yeni bir deneme daha yapar ve başarırlar. Osmanbey'e yerleşirler. Tatyana ve kardeşleri Notre Dame de Sion adlı okula gitmeye başlarlar. Atatürk 'ün manevi kızı Afet İnan da orada okumaktadır. Yoksulluk ve hastalıklarla dolu zor yıllar geçirirler.

Savaş bittikten sonra babası İstanbul'a gelir ve Hasköy'deki büyük un fabrikalarının başına geçer. Okulu bitiren Tatyana bir süreliğine Avrupa'daki akrabalarının yanına gider. Hayat rüzgârları onu Afrika'ya kadar götürür. Türkiye'ye geri döndüğünde aile Narmanlı Yurdu'na taşınır. 1941 yılında Edebiyat Fakültesi'ne giren Tatyana, burada Halide Edip Adıvar ile tanışır. Doçent olur. İstanbul Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde yıllarca ders verir.

Moran, neredeyse bir asıra uzanan deneyimiyle sorularımızı yanıtlarken "Geçmiş, şimdiki zamanımızın bir parçasıdır" diye sık sık tekrar ediyordu.

Not:
Moran'ın cenazesinin 26 Mayıs Cumartesi günü Pangaltı'daki Latin Katolik Mezarlığı'nda toprağa verileceği bildirildi.

Yaklaşma, Yanarsın!
Rusya deyince her Türk'ün başka bir hissi uyanıyor. Kimi sanat ve edebiyatına meraklı, kimi ticari fırsatlarına, kimi güzel kadınlarına, kimi de tarihsel gizemine...
Siyasi çevrelerde ise "Rusya", "Moskova", "Kremlin" deyince ezelden beri buz gibi bir sessizlik hissedilir. "Rus haindir, gâvurdur, goministtir..." Dahası "dost ve müttefikimiz ABD hazretlerinin nasırlarına bastığı için" Rus daha bir "uslanmaz, arlanmaz düşmandır"...

Bizim memlekette Rusya'yı savunmak kolay değildir. Bir yanı iyidir demek için bile, araya "ama şu yanı da beter" diye dengeleyici cümleler serpiştirmek gerekir. Yoksa adın çıkar, kurtulamazsın!..

Bu "öcü Rusya" ile ilgili uyarılar zaman zaman gündeme büyük bir keyif ve heyecanla sürülür: "Aman dikkat! Rusya izliyor! Moskova tuzak kuruyor! Kremlin kandırıyor!"
Geçen hafta da medyamız, bize bu tür uyarılardan uygun bir porsiyon sundu.

Önce eski Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer , AB'nin Türkiye'yi sürekli olarak oyalamasını eleştirirken "Ankara'nın Rusya'ya yakınlaşmaya başladığını" iddia etti. AB'nin Türkiye politikasını "miyop" olarak niteleyen Fischer, "Türkiye'yi elimizden kaçırıp Rusya'ya kaptırmamak için gözümüzü dört açmalı, onu kucaklamalıyız" dedi.

Sonra Milliyet Washington temsilcisi Yasemin Çongar , Radikal gazetesinde Neşe Tüzel 'in sorularını cevaplarken ABD'nin "Türkiye'de Rusya'nın etki alanına girmiş askerler olduğunu" düşündüğünü söyledi. Çongar'a göre, " Putin 'in konuşmasının TSK'nin sitesinde yayımlanmasını, Amerika kendisine mesaj diye aldı". "TSK'nin içinde Rusya'nın antidemokratik otoriter rejimine bir sempati var. Ordunun içinde Amerika karşıtı, Rusya'ya sempati duyan ve başka alternatifler arayan sesler artarak çıkıyor." "(Amerikalılar) Türkiye'de Rusya'nın etki alanına girmiş asker ve sivil kafalar var diye düşünüyorlar." "Ama Türkiye'yi krizden Rusya kurtarmaz. Gene IMF kurtarır..."

Yorum yapmasak olur mu? Nasıl olsa asıl mesele ortada: Rusya mı? Uzak dur! Yaklaşma, yanarsın!. . Sivil de olsan, asker de!..

Ruble ve Gaz
Putin , rublenin 1 Temmuz'dan itibaren uluslararası piyasalarda korvertibl bir para olmasını emretti. Maliye Bakanı Kudrin sordu: - Ya diğer ülkeler rubleyi kabul etmezse?.. - Gazlarını keseriz!

Günün birinde hepimiz sonsuza dek susacağız. Onun için sevdiklerinize şimdi "Seni seviyorum" demekten çekinmeyin.

George Eliot
< Onceki   Sonraki >
Sık okunanlar

© 2004-2010 RUTAM
info@rutam.org

İletişim
E-mail: info@rutam.org Tel.: +7 (495) 981-0737 Faks: +7 (495) 981-0738