|
Moskova Türk ticaret merkezleri projelerinin tarihçesi Rusya Federasyonu’nun kurulduğu ilk günlere kadar uzanır.
1990’ların başından itibaren Rus vatandaşları Türkiye’ye ve diğer ülkelere yaptıkları her ziyaret dönüşü, yolcu beraberinde getirdikleri eşyayı pazar yerlerinde satmaya başladılar. Hükümetin yolcu beraberi eşyaya özel bir statü tanıyarak gümrük vergisi ve KDV’den muaf tutması, bavul ticareti dediğimiz sistemin hacminin giderek artmasına yol açtı. Bu şekilde, bir yandan bazı ihtiyaç mallarına yönelik iç talep dışarıdan getirilen ürünlerle karşılanırken, bir yandan da Rus vatandaşları piyasa ekonomisi ile tanışma pratiği yapıyordu. Bu yolla başta Moskova’daki pazar yerleri olmak üzere, birçok noktada Türk ürünlerinin geniş halk kitlelerine ulaşmasına olanak sağlandı. Böylece, bavul ticaretinin gelişimine paralel olarak Türk ürünlerine olan talep de giderek artmaya başladı. Tüketici ürünlerinde Türk malı çeşitliliğinin ve ucuzluğunun fark edilmesi beraberinde Türk firmalarının Moskova’da ticaret merkezleri kurup, işletmesi fikrini de gündeme getirdi.
Bu fikrin oluşmasında ve yaygınlaşmasında, yeni yönetimin temellerinin atıldığı ilk günlerde bile şehirde faaliyet gösteren Türk müteahhitlerinin mevcudiyeti kuşkusuz Türkiye’yi diğer ülkeler yanında avantajlı kılıyordu. Ancak, müteahhitlerimizdeki Rusya vizyonu ve Rusya inancı perakende sektörüne yatırım yapacak firmalarımızda yoktu. Üst düzey Rus idarecilerin Türk’lerin Moskova’da bir ticaret merkezi kurmaları yolundaki teşvikleri ve beklentileri boşa çıktı.
1993 yılında rahmetli Vehbi Koç ve beraberindeki heyet Moskova’da Migros için temaslarda bulundu. Rus tarafı bu ziyarete büyük önem verdi. Vehbi bey bakanlar düzeyinde kabul edildi. Bugün GUM ve SUM olarak bilinen binalar ve Tverskaya üzerinde Belediye’ye yakın bir binada MİGROS için uygun yer bakıldı. Anlatılanlara göre, sayın Koç yatırım ortamını riskli bulmuştu, beraberindeki heyet üyeleri sayın Koç’u ikna edemediler. 1993 yılında ‘Migros’ yatırımı gerçekleştirilseydi, Ramstore’ların bugünkü sayısı acaba daha fazla mı olurdu? Bu sorunun yanıtı bilinmez ancak, böyle bir girişim gerçekleşseydi, o dönemde Migros’u örnek alıp, farklı sektörlerde yatırıma yönelebilecek firmalarımızın sayısı kesinlikle daha fazla olurdu. Zira, 1997 yılında gerçekleştirilen Ramstore yatırımı birçok firmamız tarafından Rusya stratejilerinin belirlenmesinde referans olarak alındı. İlk girişimden tam beş yıl sonra Ramstore’ların açılmasında Koç grubunu bu yatırıma ikna eden bir taahhüt firmamızın(ENKA) Rusya inancı önemli rol oynadı.
------------
1990’lı yıllarda ülkemizden ‘sevk’ edilen ürünlerin pazarda nihai tüketiciye ulaştırılmasında işadamlarımız çeşitli güçlüklerle karşılaşıyordu. Başta güvenlik olmak üzere, lojistik ve gümrük işlemleri ile para transferlerinde yaşanılan sıkıntılar, firmalarımızın bir çatı altında toplanması fikrinin otaya çıkmasına neden oldu. Aslında bu fikrin babası da başkan Lujkov’du. Moskova belediyesi öncü bir girişimle, MKAD’ın içerisinde veya hemen dışında otelden, bankaya, TIR servis istasyonundan, depolara, show – room’lardan hatta perakende alış veriş merkezi kompleksine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan bir merkezin kurulması amaçlanıyordu.
Bu dönemde, TİM’in Moskova’da daha çok lojistik desteğe yönelik olarak bir ticaret merkezi kurulması konusunda girişimleri oldu. Hatta, bu amaçla bir TİM temsilcisi 1995 yılında Moskova’da muhtemel ticaret merkezinin yeri(3) konusuna incelemelerde dahi bulundu. Ancak, TİM’in bu girişimi de tek başına gerçekleşemedi. Özellikle tekstil, konfeksiyon ve deri sektörünün öncülüğünde TİM’in girişimi büyük önem arzediyordu. Ayrıca, yatırım için zamanlama da çok uygundu.
1996 yılına gelindiğinde, taahhüt sektörümüzden bir firmamız ticaret merkezi kurmak üzere harekete geçti. Bu firma, Moskova’da Türk Ticaret Merkezi kurulması amacıyla 4 Aralık 1996 tarihinde Moskova Hükümetini temsilen bir Belediye başkan yardımcısıyla anlaşma imzaladı. Anlaşma üzerinde Sayın Lujkov’un da parafı bulunmaktadır. Bu anlaşmanın imzalanmasından iki hafta sonra, 18 Aralık 1996’da Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Çiller ve Lujkov arasında ‘Moskova’da Türk Ticaret Merkezi’nin projelendirilmesi, inşası ve işletilmesi’ni içeren bir Mutabakat Zaptı daha imzalandı. Bir ay içerisinde Belediye nezdinde iki ayrı girişim ve iki ayrı anlaşmamız olmuştu.
Belediye ile bu yönde iki anlaşma imzalanması doğal olarak beraberinde bir rekabeti de getirdi. O dönemde Belediye yetkililerinin bazıları 4 Aralık tarihli anlaşmaya, bazıları ise, 18 Aralık tarihli anlaşmaya göre hareket etmek arzusundaydılar. 1997 yılında Dış Ticaret Müsteşarlığı, daha sonra TOBB – TİM projesi olarak gerçekleşen, ikinci anlaşmayı destekliyordu. Gerçi, DTM’de o dönemde, TOBB ile ilgili çeşitli soru işaretleri de vardı. Bilindiği gibi, TOBB, 1986 yılında Cidde ve Tahran’da açılması planlanan ilk Türk Ticaret Merkezleri projelerini gerçekleştirmekten son anda vaz geçmişti. Hatta, Cidde’deki merkezin dekorasyonu aşamasına bile gelinmişti.
DTM’nin desteğini de arkasına alan TOBB - TİM girişimi 1997 yılında çalışmalarına başladı. Belediye nezdinde iki ayrı girişim olduğu için Ticaret Müşavirliği olarak her iki tarafa da eşit mesafede yardımcı olmaya çalışıyorduk. 1997 sonbaharında Moskova’ya gelen TOBB-TİM heyetine Belediyeden randevu talebinde bulunduğumuz resmi yazı, yazıyı göndermemizden birkaç saat sonra diğer anlaşmayı imzalayan taahhüt firmamızın İstanbul ofisinde ortaya çıkmıştı. Her iki taraf da gelişmeleri bizim üzerimizden izleme gayretindeydiler. Bu arada enteresan olaylarla da karşılaşıyorduk. TOBB – TİM yatırımının inşa edildiği bugünkü sahanın görülmesi için Moskova’ya gelen TOBB başkanı Sayın Miras’ın ricası üzerine, bu projenin ortağı olan Rus firması ile ilgili bilgi toplanması sürecinde karşımıza çıkan bir Türk işadamı böyle bir araştırmayı yapmaya neden gerek duyduğumu merak ederek, hesap sormaya dahi kalkışmıştı. Ertesi akşam sayın Miras onuruna verilen yemekte bu işadamımız, projenin Rus ortaklarıyla birlikte yemeğe iştirak etmişti.
Böylesine hızlı gelişmelerin kaydedildiği dönemde, Mart 1998 ayında, İzmir Ticaret Odası heyeti, içerisinde sadece İzmirli firmaların yer alacağı bir toptan ve perakende satış merkezi kurulması konusunda Lujkov ile temaslarda bulundu. Görüşmelere ben de katılmıştım. Sayın Lujkov bu girişimi de destekleme sözü verdi. Moskova’da 3 tane ticaret merkezi projesi olmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Ancak, bu girişim daha sonra gerçekleştirilemedi. Tıpkı, projesi bile çizdirilmiş olan müteahhit firmamızın girişiminin gerçekleşmediği gibi.
Daha sonra, Ankara Belediyesinin de iyi ilişkiler içerisinde olduğu sayın Lujkov’dan, Ankara Belediyesine bağlı vakıfların Moskova’da bir ticaret merkezi açmaları yönünde yardım talebinde bulunduğu ve sayın Lujkov’un bu talebe de sıcak baktığı şeklinde duyum aldık.
-------------------------
Bu dönemde, bavul ve kargo ticaretinin cazibesiyle yatırıma yönelme arzusunda olan özel sektör firmalarımızın ticaret merkezleri kurma girişimlerine şahit olduk. Bunlar;
- Bir fuar şirketimizin 1997 yazında açılacağını duyurduğu ‘Uluslararası Toptancılar Çarşısı – Moskova’,
- 1 Eylül 1998 tarihinde faaliyete geçirilmesi planlanan Nahimovski Prospect’deki ‘Rusya Ticaret Merkezi’,
- Ocak 1999 ayında VDNH’da faaliye geçrilmesi planlanan ‘Türkiye Rusya Ticareti Geliştirme Merkezi’
- Prospeck Mira’da Mart 1999’da projelendirilen ‘Ticaret Merkezi’,
- Bir fuar organizatörümüzün öncülüğünde Temmuz 1999’da, ‘Türk İhraç Ürünleri Moskova Ticaret Merkezi’ girişimi,
- Haziran 2000’de ‘Savoloski Center Türk İş Merkezi’ girişimi,
- Bir Serbest Bölge işleticisi firmamızın Moskova’da bir lojistik merkezi kurma girişimi.
Bu firmalarımızın bir bölümü Müşavirliğimizi ziyaret ederek, bilgi vererek yardımcı olunması talebinde bulundu. Bir bölümü ise, bizi sadece açılış törenine davet etmekle yetindi. Girişimcilerimiz Türkiye’de verdikleri gazete ilanlarıyla müşteri çekme peşindeydi. Ticaret Merkezi enflasyonu karşısında net bir tavır almamız gerektiği çok açıktı. Bu birkaç nedenle zorunluluk arzediyordu.
Öncelikle, bu merkezlerin ‘legal’ ticaret yapılan yerler olması gereği vardı. İkinci olarak, ‘Türk’ kelimesinin kullanılması durumunda hassasiyetimiz artıyordu. Legal ticaret boyutunun bulunmayacağı noktalarda Türk kelimesinin kullanılmasının yaratacağı sakıncalara dikkat ediyorduk. ‘Türk’ kelimesinin bu kelimeyi ‘kullanma’ kapasitesinde olamayacak girişimlerce kullanılmasına da karşıydık. Bu girişimlerin yerel bağlantıları açısından iç konjonktürü de dikkate almak durumundaydık. Deri sektöründen bazı firmaların bu yöndeki girişimlerine, arkalarında Ankara’nın desteği olmasına rağmen, şiddetle karşı çıkmıştık. Nitekim, zaman bizi haklı çıkarttı. İşbirliği yapılan yerel ortak, gazete manşetlerine çıkacak kadar enteresan ilişkilere sahipti. Bu sektörün duayenlerinden sayın TK daha sonra beni bu tavrım nedeniyle kutlamıştı. Bu süreçte, Ramstore’larda Türk firmalarının mağazaları boy göstermeye başlamıştı. Perakende satış noktası konusunda sıkıntısı olan firmalarımız için Ramstore’lar büyük olanaklar sunuyordu. Gerçi firmalarımız kira ücretlerini fazla bulduklarını belirtiyorlardı, ancak, böylesine çağdaş bir alt yapının mevcudiyeti bir çok firmamızı Moskova’da mağaza açmaları için teşvik etti, CESARETLENDİRDİ. Ramstore’lar sinerji yarattı. TOBB - TİM projesinin gecikmesinden doğan açığı Ramstore’lar doldurdu. Bu açıdan, Ramenka’nın Moskova’daki Türk mevcudiyeti açısından sağladığı katkının büyüklüğü tartışılmaz. (www.aydinsezer.com) |